Manchester City'nin gençlik yapılanması bir gelişim makinesi değil, eşofmanlı bir kar maksimizasyonu hedge fonudur.

Bir tane A takım maçına çıkmadan imzalanan, kiralanan ve satılan onlarca yetenekli genç, sistemin bir hatası değil; ta kendisidir. 2020'den bu yana akademi satışlarından elde edilen 190 milyon dolar kâr, daha derin bir çürümeyi maskeliyor: Bir zamanlar organik büyümeye inanan bir kulübün hayaleti.

Jadon Sancho'dan Romeo Lavia'ya: Teslim etmeden kırılan boru hattı

Sancho, 2017'de 8 milyon sterline Borussia Dortmund'a gidip başkası için 73 milyon sterlinlik yıldız oldu. Anderlecht'ten 17 yaşında alınan Lavia, City forması giymeden Southampton'a 14 milyon sterline satıldı, şimdi Chelsea'de 50 milyon sterlin değerinde. James Trafford, Liam Delap, Shea Charles, Carlos Borges… Hepsi toplamda 100 milyon sterline yakın bonservis bedeliyle satıldı, hiçbiri City için bir Premier Lig dakikası bile alamadı.

Bunu, bir nesilde Xavi, Iniesta ve Messi'yi çıkaran Barcelona La Masia'sıyla ya da Manchester United'ın '92 Sınıfı'yla karşılaştırın. Kaotik de olsa Chelsea'nin akademisi Mason Mount, Reece James ve Trevoh Chalobah'ı A takıma kazandırdı. City'nin montaj hattı yalnızca finansal getiri üretiyor, futbol mirası değil.

Argüman: Yetenek stoklamak, ince bir kadrodan daha fazla zarar veriyor

City'nin stratejisi Pep Guardiola için oyuncu geliştirmek değil; 2008'den bu yana 1,5 milyar sterlinlik net transfer harcamasını dengelemek için kâr üretmek. Model finansal olarak işliyor ama üç yapısal sorun yaratıyor:

  • Birincisi, akademi yolunu tıkıyor. En iyi 16 yaşındakiler, performans gösterseler bile üç kez kiralanıp satılacaklarını biliyor. Bu da Sancho gibi elit yeteneklerin erken ayrılmasına ve City'yi tercih etmemesine yol açıyor.
  • İkincisi, transfer bütçesini şişiriyor ancak A takımın kültürel devamlılığını aç bırakıyor. Kendi oyuncusunu satan bir kulüp, Barcelona ya da Ajax'ı ayakta tutan kimliği asla inşa edemez. City DNA'sı yok; sadece piyasa var.
  • Üçüncüsü, her iki tarafta da paralı askerlerden oluşan bir kadro yaratıyor: yüksek maaşlı ve yerine konulabilir olduğunu bilen kıdemli oyuncular ile City'yi basamak tahtası olarak gören gençler. Yerli yetişmiş sadakatin eksikliği, 2021'de Chelsea'ye kaybedilen Şampiyonlar Ligi finalinde olduğu gibi zor anlarda bedel ödetiyor.

Karşı argüman: Finansal sürdürülebilirlik ve modern futbol

Bazıları City'nin modelinin sadece rasyonel olduğunu savunuyor. Premier Lig'in harcama kuralları kulüpleri gelir yaratmaya zorluyor; akademi satışları temiz kâr demek. Leipzig'den 70 milyon sterlinlik bir oyuncu performansı garanti ederken neden bir 18 yaşındakiye dakika vererek risk alınsın? 2023'teki üçleme birçok eleştirmeni susturdu; sonuçlar inkâr edilemez.

Ancak bu mantık, hayatta kalmayı başarıyla karıştırıyor. City, kendisi için bir Şampiyonlar Ligi finalinde oynayan bir oyuncu üretmedi. Phil Foden istisna ve dikkat edin: Babası City taraftarı olduğu ve şans verilmezse ayrılmakla tehdit ettiği için satılmadı. Yine de Guardiola, dördüncü profesyonel sezonuna kadar ona tam olarak güvenmedi. Kulübün savunmacı veya kaleci yetiştirme sicili neredeyse yok. City'nin iş modeli, maddi olmayan maliyeti – kulübün ruhunun yavaşça aşınmasını – göz ardı ederseniz işe yarıyor.

Karar: 2027'ye kadar, Foden dışında hiçbir akademi mezunu City için bir sezonda 15'ten fazla lig maçına çıkmayacak.

Guardiola'nın saltanatı sona ererken, boru hattı futbol aracı değil, finansal bir araç olarak kalacak. Bir sonraki teknik direktör – muhtemelen taktiksel bir pragmatist – hazır oyuncular isteyecek, çiğ yetenek değil. City'nin akademisi, A takım parlaklık satın alırken Avrupa'nın geri kalanı için mücevherleri parlatmaya devam edecek. Kumarhane her zaman kazanır, ama asla bir yuva inşa etmez.

Kategori: Görüş | LA Premier League Ana Sayfa