PSR puan silmeleri adalet değil, muhafaza eylemidir
Premier Lig'in kar ve sürdürülebilirlik kuralları, sonunda yeni zenginleri dışarıda tutan, mevcut düzeni besleyen kadifemsi bir ip haline geldi. Everton ve Nottingham Forest'a puan silme cezası verildiğinde, yerleşik düzen alkışladı. Ama bu finansal fair play değil; muhasebe kılığına girmiş finansal feodalizmdir.
Bilanço tarihi: Bolton'dan Abu Dabi'ye
Bolton Wanderers ve Leeds United'ın aşırı harcayıp çöktüğü günleri hatırlayın. Orijinal Finansal Fair Play (FFP), bunu durdurmak için tasarlanmıştı; ancak pratikte büyük kulüplerin üstünlüklerini pekiştirmeleri için bir mekanizmaya dönüştü. 2013'ten bu yana, 'büyük altılı' Leicester'ın (kuralı kanıtlayan istisna) dışında her şampiyonluğu kazandı. Harcama farkı daralmadı; aksine daha da açıldı.
Artık Kar ve Sürdürülebilirlik Kuralları (PSR) olarak yeniden adlandırılan düzenlemeler, zararların bir hastalık olduğu düşüncesine dayanıyor. Oysa başka herhangi bir sektörde yatırım büyüme demektir. Burada, yeni stadyum inşa eden Everton gibi bir kulüp, rekabet etmeye çalışma suçundan cezalandırılıyor. Goodison'ın yıkımı sadece mimari bir kayıp değil; hayal kurmaya cesaret eden her kulübü bekleyen acımasız matematiği simgeliyor.
Sistemin kalbindeki ikiyüzlülük
Son davaları düşünün. Everton ikinci ihlal için iki puan, Forest ise imkanlarının üzerinde harcama günahından dört puan kaybetti. Bu arada Manchester City, üzerlerinde iddia edilen 115 FFP ihlaliyle işlerine devam ediyor; sanki suçlamalar hafif bir rahatsızlıkmış gibi. Küçük balıkları cezalandırmaya bu kadar hevesli olan Premier Lig, şampiyonlar söz konusu olduğunda felç olmuş durumda. Bu adil bir oyun alanı değil; ev sahibinin her zaman kazandığı hileli bir oyun.
- Everton'ın yeni stadyumu - 750 milyon sterlinlik bir proje - onları PSR limitlerine yaklaştırırken, rakipleri çok daha büyük borçları hiçbir sonuç olmadan siliyor.
- Nottingham Forest'ın yükselme harcaması Premier Lig standartlarına göre mütevazıydı, ancak küme düşme seviyesinde bir ceza ile hedef alındılar.
- Manchester City'nin 115 suçlaması kanıtlanırsa, uygulanan herhangi bir yaptırımı gölgede bırakacak; ancak süreç oyuncu transfer edip kupa kaldırırken sürüncemede kalıyor.
Ama kurallara ihtiyacımız var, değil mi?
PSR savunucuları, düzenleme olmadan kulüplerin iflas edeceğini savunuyor. Kötü yönetim nedeniyle varlığı sona eren Bury ve Macclesfield'ı gösteriyorlar. Ancak bu kulüpler FFP tarafından cezalandırılmadı; FFP eksikliği onları öldürdü. Bury'nin çöküşü Premier Lig'de aşırı harcamadan değil, haydut bir sahipten ve yetersiz kaynaklara sahip EFL'den geldi. Global markaları ve milyarder sahipleriyle Premier Lig'in seçkinleri hiçbir zaman iflas tehlikesiyle karşı karşıya kalmadı. Onlar tekellerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyaydılar.
PSR'nin asıl amacı 'büyük altılıyı' rekabetten korumak. Newcastle United Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu tarafından devralındığında, ligin ilk tepkisi yeni yatırımı memnuniyetle karşılamak değil, transfer yasağı uygulamak oldu. Mesaj açıktı: Bir kulüp satın alabilirsiniz, ancak başarı satın alamazsınız. Eski para, yeni paradan korkuyor.
Karar: Premier Lig kendini yiyor ve ilk kurban rekabet
Üç sezon içinde, 'büyük altılı' ya da Newcastle'ın parçası olmayan bir kulüp, Avrupa'ya katılmaya çalışırken puan silme cezası alacak. Paradoks şu ki, PSR ne kadar çok kullanılırsa, lig o kadar kapalı bir devre haline geliyor. Bir sonraki 'Leicester' daha doğmadan boğuluyor. Premier Lig bir seçim yapmak zorunda: hırsa izin vererek ruhunu korumak ya da elitleri koruyarak sıradanlığı dayatmak.
Tahmin: 2027'ye kadar mevcut ilk altıdan en az biri PSR'yi ihlal edecek ve puan silme cezası tek haneli olarak ölçülecek; ancak o zamana kadar ligin itibarına verilen zarar onarılamaz olacak.
İlgili Makaleler
Kategori: Görüş | LA Premier League Ana Sayfa