VAR krizi, kasıtlı bir tasarım hatasını gizliyor

Premier Lig'deki hakemlik krizi, beceriksizliğin bir kazası değil. Tutarlı adaletten çok teknik direktör tiyatrosuna değer veren bir ligin yapısal bir özelliği. Kaos asıl amaç.

Howard Webb'in tutarlılık hayaleti

VAR'ın tanıtılmasından bu yana vaat edilen şey klinik tutarlılıktı. Ancak 2024-25 sezonu bunun tam tersini getirdi. Şampiyonluk kovalayan takımlara gösterilen müsamahayı, küme düşme hattındaki takımlara uygulanan titizlikle karşılaştırın. Emirates'te Arsenal'in William Saliba'sı, iki hafta önce Wolves'tan Rayan Aït-Nouri'nin atılmasına neden olan bir müdahale için kırmızı kart görmekten kurtuldu. Tek fark? Rakibin lig pozisyonuydu.

Sistematik yolsuzluk argümanı

Model rastgele değil. Bu sezondan üç örneği ele alalım:

Opta'dan alınan veriler, 'büyük altı' kulübün ligdeki diğer takımlara göre faul başına %40 daha az kırmızı kart aldığını gösteriyor. Bu bir gürültü değil, bir işaret.

Karşı argüman incelemeye dayanmıyor

Savunma, VAR'ın bariz ve açık hataları ortadan kaldırdığı, gri alanları öznel yargıya bıraktığı yönünde. Ancak öznelik eşit olmayan bir şekilde uygulanıyor. Büyük altı teknik direktörü protesto ettiğinde, anlatı 'cesur' veya 'tutkulu' oluyor. Sean Dyche veya Vincent Kompany aynısını yaptığında ise 'saygısız' veya 'konuyu saptırıyor' olarak nitelendiriliyor. Hakem kuruluşu PGMOL özel olarak özür diliyor ancak kamusal alanda hiçbir şey değiştirmiyor. Sistem, güçlüleri korumak için tasarlanmış.

2026'ya kadar Premier Lig, VAR'ı 'itiraz sistemi' ile değiştirecek — ancak yalnızca 'büyük altı' kulübünden biri bariz bir hata nedeniyle şampiyonluğu kaybettikten sonra.

Mevcut kriz sonunda sembolik bir reforma yol açacak. Ancak gerçek hesap verebilirlik — şeffaf hakem ses kayıtları, bariz taraflılık için geçmişe dönük cezalar, bağımsız gözetim — tartışmadan kâr eden bir lig için tabu olmaya devam ediyor. Kaos bir hata değil. İş modelinin ta kendisi.

Kategori: Görüş | LA Premier League Ana Sayfa